19 Aralık 2025 METAMORFOZ Paneli Notlarım
Sosyal Medya Kampüsü’nün organize ettiği, birbirinden değerli konuşmacıların yer aldığı bu harika söyleşide izleyici ve dinleyici olarak yer almaktan büyük keyif aldım. Öncelikle kurucu Baturay Elönü’ne ve tüm konuşmacılara, beni davet eden arkadaşım Sedat Sözen‘e teşekkür etmek isterim.
Söyleşi öncesi ‘’neden zoom’’da yapılmıyor ki? diye serzenişte bulunduğumu itiraf etmeliyim. Söyleşinin başında Baturay, ”Linkedin’de son zamanlarda artık yüz yüze ufak grupların biraraya geldiğini görüyoruz” demişti. Ne demek istediğini panel başlayınca anladım. Çok samimi, sansürsüz, gerçekten amacını aşan oranda fayda sağlayan bir etkinlik oldu.
Metamorfoz başlığı altında kurgulanan bu söyleşide, ana tema ‘’Yapay zekanın iş süreçlerinde yaptığı dönüşümler ve buna uyumlanabilmek’’ idi. Tüm söyleşi süresince not aldığım ve kendimce derin araştırmaya başlayacağım konuları özetlemek isterim, belki sizlere de ışık tutar:
Linkedin marketing konusunda uzman Aysu Bilgin, sosyal mecralarda her platformun bir kullanım ritüeli olduğundan bahsetti. Bence bunun adı ‘’adap’’, yani her platformun bir adabı var. Ancak Aysu, 5-10 yıl içinde bu sınırların kalkacağını söyledi. Bu nokta ilginçti.
Kariyer Koçu ve Danışman Dr. Füsun Özdemir kurumlarda ‘’farkındalık eğitimi’’nin artık hayati önem taşıdığına vurgu yaptı.
Her iki konuşmacı da EQ’nun (duygusal zeka)nın iş yaşamında gitgide daha da önem kazandığını ve IQ’dan ziyade EQ’su yüksek olanların iş hayatında daha başarılı olabildiğine dikkat çekti. Bunun yanında NQ’dan da bahsedildi: NQ (Networking Quotient) Geniş İletişim Zekası (ilişki zekası) yüksek olan kişileri ifade ediyor. Duygusal zekadan sonra gelen yeni bir kişisel özelliği; yüksek NQ sahipleri, sosyal hayat ve iş hayatında geniş çevrelerle güçlü ilişkiler kurabiliyor ve ilişkilerini sağlıklı bir şekilde yürütebiliyorlar.
Gelelim ‘’Dijital Şifofreni’’ meselesine. Yeliz Dövücü’nün yakında çıkacak kitabının adı. Anlattıkları günlerdir kafamda dönüp duruyor. Yeliz’in bahsettiği Sonsuz Kaydırma konusu oldukça dikkat çekici idi. Örneğin aralıksız (saat mevhumunu unutturacak şekilde) reels izlemenin insanın beynini uyuşturduğunu düşünüyordum ama bunun ‘’Sonsuz kaydırma’’ adı altında makalelere konu olduğundan bihaberdim. Kendisinin kitabını büyük bir merakla bekliyorum.
Sosyal medya kullanımında, örneğin reels izlerken dopamin (mutluluk hormonu) seviyesinin yükseldiğini, beynin dopamin üreten bölgelerinin aktifleştiğini biliyoruz çoğumuz. Ancak benim bilmediğim aşağıdaki nokta oldu:
‘’USC Dornsife Edebiyat, Sanat ve Bilim Koleji’nde psikoloji profesörü ve sinirbilimci Antoine Bechara, “İnternet bağımlılığının sert uyuşturucu kullanımıyla bazı davranışsal benzerlikleri var(….) ‘’
(Yeliz’in açtığı yoldan ilerleyip, üzerine ben de bilimsel kaynakları araştırdım)
Gelelim daha teknik bir konuk grubuna: Cem Batu (reklamcı), Serdar Seren , Nureddin Gökbey İnaç, Ali Bora Bingöl
Cem Batu %100 yapay zeka ile yapılmış ‘’Doyuyo’’ marka reklamının nasıl üretildiğinden bahsetti. Gerçekten muhteşem bir çalışma ve yıllar geçse de üzerine konuşulacak ‘’ilk’’lerden bir iş. Buradan izleyebilirsiniz:
Ortalama 1,5 ayda max 18 kişiyle, 12 farklı tool kullanılarak yapılmış. Tebrikler.
Reklamcı Serdar Seren ‘’Ai’a aşık olanlar ve AI’dan nefret edenler’’ olarak siyah-beyaz zıtlığında bir gruplama yaptı. Devamında gri (ılık) alanların olabileceğine vurgu yaptı. Bu bence makro bir bakış açısı ve gerçekten bende bir farkındalık yarattı.
Özetle, Ai-yapay zeka ‘’mesleğimizi elimizden mi alacak?’’ şeklindeki korkular yersiz olabilir. Yapay zekayı doğru kullanmak için her zaman insan zekası gerekecek bununla ılımlanmakta fayda var.
Nureddin Gökbey İnaç, web sitesi tasarımı alanında Ai’in işini hangi konularda kolaylaştırdığını anlattı. Hayal ettiği tasarımı kağıda çizdiğini, sonra bunu yapay zeka ile daha pratik şekilde görselleştirebildiğini- bu şekilde hızlıca hayalindeki tasarımı ve teknik bilgisi ile reelde yapabileceği tasarımı müşterilerine çıktı olarak sunabildiğinden bahsetti.
Ali Bora Bingöl tam da ”metamorfoz” başlığı ile uyumlu ‘’Pısırıklar Çağı’’ kitabını tavsiye etti. Ana teması: ‘’Yeniden doğum: ama öldüğünüz günden bu yana yüzyıllar geçmiş ve elbette uyum sorunları yaşanması kaçınılmaz’’.
